SONIC SPLENDOUR - Utku Usta RÖPORTAJI (Mart 2006)


SONIC SPLENDOUR - Utku Usta

Hikayeye başlamak gerekirse.. '98'de bir derginin ilanını gördüm, içeriği gayet doyurucu görünen bir fanzin hazırlanmıştı, ben de her azimli supporter gibi edinmekte geç kalmamıştım; yine aynı derginin 2. sayısı malum olaylar sırasında ana haber bültenlerinde polislerce toplatıldığına tanık olduğumuz mavi kapaklı mecmua idi. Aradan yıllar geçti; büyüdük, bazılarımız göbeklendi, işe başladı, evlendi vs. Bu kez de "satılık Zubrowska- Family Vault cd" ilanı üzerine irtibata geçtiğimde tanıdık bir isim çıktı karşıma! Birileri daha büyümüştü, göbeği korkulacak derecede değildi ve hala dergi çıkarmakla uğraşıyordu! (Üstelik de Manowar posteri hediye etmeden, okura ders verme amacı gütmeden) Bozkır Yöresi Haytalık Kısım Amiri Utku USTA ile editörü olduğu Sonic Splendour ve brokolinin faydaları üzerine naçizane bir sohbet ettik..

Selam Utku! Bozkırda hayat nasıl? Bugün şehre kurtlar indi mi gene yoksa cömert Anadolu güneşi orada da ışıldamakta mı? :o)
Selam Banu. 6 senedir Ankara'da yaşamama rağmen geçen haftaki kadar üşüdüğümü hatırlamıyorum, güne kahvaltıda antifriz içip başlayacak duruma gelmiştik:P Neyseki şu son birkaç gündür mevsim normalleri denen standardın üstünde seyrediyor hava. Zaten ısınma sorusu değil mi bu? Tamam başardın, ısındım, diğerlerine geçebiliriz:)

Evet anlat bakalım "toprakaltı"na inmene etken faktörler nelerdi? Bu kadar derine inmeyi nasıl başardın? "internet-ADSL-downloadmania" çağında posta kutusu sahibi olmak ve o kutunun her gün dolup taşması nasıl bir yetenek&sabır gerektiriyor? İnsanlar cd almayı bırakti sayılır. Kopya cd'ye dahi gerek yok. Fakat Türkiye'yi de kapsamasını arzuladığımız organizasyonlar için de cd satışları kriter alınıyor. Pek az kişi underground yazışma ve nimetlerinden haberdar. Bu konuda biraz bilgi vermek ister misin? (ya da ben ardarda kac soru sorabilirim?)
"Müzik benim için bir hobiden çok öte, adeta bir tutku" gibi bir klişeye ihtiyacım var sanırım bu yanıtın girizgahı için:P Aslına bakarsan denklem basit, aradığın şey kalite ve samimiyetse undergrounddan daha iyi bir yer yok. Yani müzik endüstrisinin sunduğuyla yetinmek istemeyen, yeni türler ve gruplar keşfetmeyi seven dahası bunlarla arkadaş olup paylaşmaktan zevk alan biriyseniz bu alan tam size göre. İnanın insanın kendi adına gelen bir paketi açıp içinden çıkan CDyi, kasedi veya plağı dinleyebilmesinin hazzı başka hiçbir şeyde yok. CD satışları ve korsan/kopya çok boyutlu bir konu ve açıkçası şu anda buna girmenin bizi bu röportajın konusunu gereksiz yere dağıtma tehlikesiyle karşı karşıya bırakacağını düşünüyorum. Orijinal Cdlerin fiyatlarının pek çok insan için hala çok yüksek, bu bir gerçek ama her şeyin tek bahanesi sadece bu olabilir mi? Senin "internet-ADSL-downloadmania" dediğin şey bana sadece ekonomik değil zihniyet olarak da çok ucuz geliyor. Açıkçası bir grubun tüm kariyeri boyunca çıkardığı albümlerin tamamına bir gecede sahip olmak nasıl çapulcu bir tüketim arzusunu tatmin eder aklım almıyor.

Sonic Splendour'dan bahsedelim biraz da. #4 hala tazeliğini korurken #5 için hazırlıklarınız başladı sanıyorum. İlk sayıdan günümüze kadar gelişime bakılırsa gelecek sayı bir ansiklopedi kalınlığında olabilir. (dileğim tabi..) Son sayıda "imtiyaz sahibi ve yazı işleri müdürü" ibaresini de gördükten sonra annemin, "bu hobi olamaz, resmen dergi bastırmış" diyerek hayretle ağzindan dökülen bu cümlesi ISBN edinmeyle sonuçlanacak mı?
Maalesef benim dileğim tam tersi yönde, umarım yeni sayı bir ansiklopedi kalınlığında olmaz! Şu haliyle bile derginin yurtdışı dağıtımı, posta masrafları yüzünden bir servete mal oluyor. Ama tabi bu bir yandan da bizim çenemizi tutmayı becerip, daha makul boyutlarda bir dergi yapmayı öğrenmemizle ilgili, ki bu konuda ciddi şüphelerim var:) ISBN ve künye gibi ayrıntılarsa tamamen Basın ve Telif yasalarında yapılan son değişikliklerle ilgili. Süreli bir yayın sayılmadığımız için ISBN almaya gerek yok ancak bazı muhtemel yaptırımların önüne geçmek adına o dediğin "imtiyaz sahibi ve yazı işleri müdürü" lakırdısını yazmamız gerekiyordu. Büyütecek bir şey değil, Doğan Holding dergi grubuna dahil olmamıza daha var:P

Hobi demişken devam edelim. Çizimlerin nasıl gidiyor? Fine Art Of Suicide serine devam edecek misin? Mart ayı içerisinde Ankaralı Sonic Splendour okurları hangi sergiyi kaçırmamalı :o)
Aa evet derginin dışında ben bir de 8-9 senedir karikatürle uğraşıyorum. İşlerim şimdiye kadar birkaç gazete ve dergide yayınlandı ama şu an için profesyonel olarak çizdiğim sabit bir adres yok. ODTÜ'deki çizer arkadaşlarla Gülmece Topluluğu adı
altında mizah dergisi çıkarıp sergiler açmak gibi icraatlarımız oluyor. 6-10 Mart tarihleri arasında da bir karikatür sergimiz olacak, ODTÜ'de Fizik Bölümü-3lü Anfi deseniz herkes gösterir, yolu düşen olursa bekleriz:)

Reviewlara bakınca Xtreme Records'tan bol bol promo geldiğini görüyorum. Dave Rotten'la uzun zamandır yazışıyorsun, gayet sağlam bir muhabbetiniz var. Bas gitarında mevcut bulunan Haemorrhage stickerindan Dave'in haberi olursa yeni bir "Luisma vs Dave Rotten" episodu sahnelenebilir mi? Dahası senin promolar nolur? Muahaha }:)
Açık konuşayım, Dave Rotten'a olan sempatim soyadının DRI'dan geldiğini öğrenmemle tavana vurdu. İlginç bir şekilde yine İspanyol gruplar arasında kendisine yönelik ciddi bir antipati var; geçen sayıda Haemorrhage bu sayıda Machetazo'nun dedikleri ortada. Ancak bunca senelik muhabbetimiz esnasında ben herhangi bir falsosunu görmedim, beğenip beğenmemek ayrı konu, yaptığı işe kendini adamış bir insan portresi çizdi hep benim gözümde önemli olan bu. Promo konusuna değinmen iyi oldu zira bunun bir "bedava CD toplayıp arşiv yapma" yoluna indirgenmesi beni hasta ediyor. Geçmişte bu amaçla sağı solu dolandırıp sırra kadem basan lavuklar yüzünden çok çektik, sanırım bu tayfa şu anda internetten gecede 10 albüm indirme gibi rekorlar kırmakla meşgul. Promo hadisesinde bence önemli olan birilerinin senin fikrini ciddiye alıp yorumlaman için sana müziğini yollaması, bu çok farklı ve insana ciddi anlamda sorumluluk yükleyen bir durum.

Ekran karşısındayken mutlaka bir şeyler çalıyor olmalı.. Şu anda ama tam şu anda ne calmakta? (bende cryptopsy- angelskingarden ) Son gunlerde ağırlıklı olarak neler dinliyorsun?

Emin ol bilmek istemezsin şu anda çalanı;) Müzik konusunda yüksek duvarları olan biri değilim, herhangi bir türün disiplinine dahil olmaktansa elimden geldiğince antenleri iyi müziğe çevirmeye çalışıyorum nereden geldiğine pek bakmadan. Yine de son dönemde dinlediklerim söz konusu olduğunda ağırlıklı olarak rock n Roll, oldschool death metal, mathcore, crust gibi türlerden hoşlandığımı söyleyebilirim.

Biraz daha iş konuşalım.. şu an için Sonic Splendour ekibi kimlerden oluşuyor? Hatta bu soruyla yetinme ekibinle ilgili tüm 5N 1K sorularını cevaplamaya çalış.
Dergiye tek başıma başlamıştım ama daha ilk günden bunun böyle devam etmeyeceğini de biliyordum. Nitekim son sayı itibariyle Murat Altun, Can Başkent, Can Yalçınkaya, Güray Topaç, Emre Önol adlı delikanlılar suç ortağım olarak kalmayı kabul etmiş gibi görünüyor. Bunun yanında katkıları süreklilik arzetmemekle birlikte Sonic Splendour'a bir şekilde omuz veren pek çok arkadaşımız da oldu. Yani biz bir aileyiz gibi geyik bir cümle sarfetmek istemiyorum ama sanırım gerçekten ona yakın birşey olduk. Beğeni, birikim, tavır, hayata bakış gibi pek çok müştereği olan insanlarız ve halihazırda kapımız tüm potansiyel katılımcılara açık. Kuralları biliyorsanız, yeteri kadar haytaysanız ve tabi tipinizi beğenirsek partiye siz de girebilirsiniz:P

Açıkca belirtmek gerekirse Marek'le olan dostluğunuz gözlerimi yaşartıyor. Aranızdaki tatlı (!) atışmalar ve #2de Marek Husarik'i Hermolibido'nun "life's hard for hermaphrodites in a conservative society" adi altinda solo calışma yapan maestrosu olarak gösterip kritiğinde bir baş yapıt olarak sunman gerçekten parmak ısırtıcı.. İnan bana bu ibret-i alemlik reviewdan sonra sana karşı daha dikkatli daha özenli davranmaya karar verdim haha.. Marek'in kızı minik Evelyn'in fotoğrafını family values'a eklemen çok hoş bir jest. (bu soruyu acaba nereye bagliycam diye inan ben de cok merak ettim,dakikalar geciyor bos bos ekrana bakiyorum not alirken aklima neler gelmisti kim bilir.. ) (mola) (ebüüijj evet!) Suyun öbür yakasında sen neler düşünüyorsun, yani evli ve çocukluyken de underground olacak mısın? Sence yaşla beraber insanların yaşamları da değişmeli mi? Pamuk dede olduğunda da eline geçen Kızılderililer'in politik savaşları temalı albümü dinleyecek misin? İsrail'den anti-zionist punk gruplarıyla röportaj yapacak mısın?
Bu tarz ileri dönük projeksiyonlar yapmakta pek başarılı sayılmam. Kaldı ki müzik gibi estetiğe dair bir konunun "taviz vermek, davayı satmak" gibi terimlerle tartılmasına da pek anlam veremiyorum. İyi müzik peşinde koşmaya alışmış bir kulak ve açık fikirlilik insanı her yaşta bir yerlere taşır diye düşünüyorum, ama kastettiğin sert müziği sadece bir gençlik heyecanı olarak görme eğiliminde olan insanlarsa unut gitsin onları, kim takar? Sonic Splendour tarzı bir dergi çıkarmak günümüzde egemen
olan iktisadi rasyonaliteyle kesinlikle bağdaşmayan bir şey. Her sayıda finansal manada intihar ediyoruz resmen ama yine de bir şekilde devam ettik. Zira bizi bu işi yapmaya iten şey yeni, tavır sahibi, eğlenceli ve samimi müziklere duyduğumuz derin açlık, bu açlık sürdükçe durmak için de bir sebep yok sanırım. Çocuğuma Napalm Death tişörtü hediye edeceğim günler de gelir belki... :)

Biraz da eğlence; malum sex& alcohol& rock’n roll 3lüsünü es geçmemek gerek.. 16+ ibaresi koyamayacağım için sadece unutamadığın bir içki anını anlatmanı istemekle yetineceğim.
Serde metalcilik var ya, nerden baksan orta 1den beri bilfiil içki anısı biriktiriyoruz:P Toplum ahlakı açısından sakıncalı olanları pas geçersem, şöyle nispeten daha mülayim bir tanesini paylaşabilirim sanırım. Yukarıda isim isim saydığım kadronun tamamı öğrenci ve çoğu aslen Antalyalı, dolayısıyla özellikle yaz aylarında bu kentte çok vakit geçiriyoruz birlikte. Tecrübe edenler bilir, temmuz ağustos
aylarında Antalya'da sıcaklık 35-40 derece arasında seyreder. Yüksek nem oranıyla normal bir insan bünyesi için katlanılmaz bir kombinasyon yaratır bu sıcaklık. Neyse yine bir ağustos gecesi Canların (Yalçınkaya olan) evinde toplanmıştık, gırgır şamata devam ederken Tuna adlı arkadaşımız en erken sızmak gibi bir talihsizliğe imza attı. Biz de pislik yapma arzusuyla yanıp tutuşan bir grup adamsendeci olarak evde ne kadar yorgan, battaniye bulduysak örttük Tuna'nın üstüne. Hatta yetinmedik Can'ın ailesine ait palto, yün ceket, kaban gibi kışlık giysileri de de kullandık bu şeytani plan için. Hava zaten 40 derece, ama Tuna için hissedilen sıcaklık nereden baksan 80 dereceye çıktı! Sarhoş olduğu için mevzuya uyanıp kurtaramıyor da kendisini, şıpır şıpır terliyor adam hatta terlemek ne kelime düpedüz pişiyor. Yarım saat filan pişirdik kendisini sonra arkadaşımızın tamamen erimesinden korktuğumuz için bıraktık, iyi ki de bırakmışız zira sonradan bir doktor tanıdığımın söylediğine göre yaptığımız şey feci tehlikeliymiş. Tuna o gün baya zayıfladı, malum sauna etkisi:)

Kısıtlı zamanımıza rağmen seni elimden geldiğince tanımaya çalıştım.. Bazı sorulara ne cevap vereceğini tahmin etsem de sormadan edemiycem. Brokoli mi yoksa dünya barışı mı? Tabi ki brokoli! Kenan Yarar’ın Hilal’i mi yoksa Boticelli'nin Venus'u mu? Tabi ki Hilal! Peki Avril Lavigne mi yoksa Ana Johnson mı? İşte bu hala muamma :o)
Tabiki Avril, kıyas kabul etmez! Ana Johnsson'ın sarışın ve İsveçli olması nazarımızda kendisine üstün bir pozisyon kazandırsa da bu en tepede Avril olduğu gerçeğini değiştirmezzzz:)

Dergide review sayfalarına ateşli fotoğraflar koymak gibi ucuz numaraların var (hayır bayım, "ama onların hepsi Laetita Casta" diyerek işin içinden sıyrılamazsınız!) , ısrarcısın, bu sakal ve saçlarla antik Grek heykellerine benziyorsun (defne yaprağından taç eksik kafanda) fakat Sonic Splendour adlı bu eşsiz yapıtı bizlere sunduğun için teşekkürler.. Son sözler senden..
Hey akıllı ol, biz o ucuz numaraya sadece 2. sayıda başvurmuştuk, şu anda sadece Sonic Splendour için poz veren profesyonel modellerle çalışıyoruz:P Soruların ve samimiyetin için çok teşekkürler. Bir dergiyle röportaj yapmak bazılarına garip gelebilir ama bunun örneği özellikle yurtdışında çok var. Sonic Splendour'ı aşağıdaki noktalardan veya doğrudan bizden edinebilirsiniz; her türlü yorum, öneri, soru, tehdit, taciz vs için sonicsplendour@yahoo.com 7 gün 24 saat hizmet vermektedir. Açıkfikirli olun, hak edeni destekleyin.

URL :
www.sonicsplendour.org , www.myspace.com/sonicsplendour
E-mail : sonicsplendour@yahoo.com
Snail-mail : Utku Usta, PK 4 ODTÜ, 06531 Ankara

Satış Noktaları :
Ankara: Rock Store, Zid Müzik, Turhan Kitabevi
İstanbul: Hammer Müzik, Köstebek, Deform
İzmir: Excalibur
Bursa: Şenol HMS


Yazar: Geistlos
  • Currently 2.4/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Mevcut puan: 2.4/5 (Toplam 303 oy)


 




BURIAL INVOCATION Röportajı  KNELL Röportajı  PERSECUTORY Röportajı  BLACK OMEN - VIDEO Röportajı  OHOL YEG & KARANLIK Röportajı 


HELEVORN ''Aamamata''   WINDSWEPT ''The Onlooker''   ATTIC ''Sanctimonious''   THE SCARS IN PNEUMA ''The Path of Seven Sorrows''   DEITY ''Evil Seed of Life''   WHISKEY RITUAL ''Black Metal Ultras''   DESERTED FEAR ''Drowned By Humanity''   AGONY REIGNS ''Death From Within''   FLAMEN ''Furor Lunae''   CANDLESMASS ''The Doord of Doom''   DARK EDEN ''The Chaos Masquerade''   KAMOS '' Living Without Light''   EXILE ''Unveiling Insanity''   ANCIENT FLAME ''Tyrant Blood''   SINMARA ''Hvísl stjarnanna''   DEATHHAMMER ''Chained to Hell''   BLACK OMEN ''Darkness Is My Essence''   KNELL''Jactura''   DOWNCROSS ''Mysteries of Left Path''   MALIST ''In the Catacombs of Time''   HOLY ARROW ''Fight Back To The Fatherland''  


 

FacebookTwitterRssSitemize Link VerinİletişimBaşa Dön
Contents - Czell Labs&Solutions