PRIME OBJECT RÖPORTAJI (Kasım 2008)


PRIME OBJECT

Selamlar bizlere kısaca grubun oluşum sürecinden bahseder misin?
Prime Object 2001 yılında su anki kadroda da bulunan Caner Uslan tarafından kuruldu. İlk başlarda sadece prova stüdyolarına girip beraber çalan bir grup arkadaştan oluşan Prime Object zaman içerisinde melodiler ve besteler yazılmaya başlanınca müzikal bir ciddiyete kavuştu. Zaman içerisinde doğaçlama gelişen bu bilinci kazanmanın daha sonrasında gerekli eleman değişikliklerini yapmıştır ve bugünkü durumlara kadar gelmiştir.


Başlangıçta grubun temeli “Ungoliant” isimiyle atılmış peki bu isim daha sonra neden değişti?
Ungoliant ciddiyetle koyulmuş bir isim değildi ve kısa bir süre kullanıldı. Grubun müzikal zihniyeti oturmaya başlayınca Ungoliant isminin Prime Object’in müziğinin karakterini iyi yansıtmadığı (ki bu tarz isimleri genellikle power metal grupları kullanıyor), anlamlı ve akılda kalıcı olmadığı düşünülerek grubun şu anki ismi kullanılmaya başlandı.

2005 yılında Disciple ismiyle yayınlanan demonuz hakkında biraz bilgi alabilir miyiz?
Disciple attack kayıt tekniği kullanılarak kaydedilmiş 5 parça içeren ( 1.Insane in Grave, 2. Disciple, 3. Something We Don’t Belong, 4. Infant Soldiers, 5.Death Describe Death) ve grubun kendini tanıtımı için attığı ilk adım sayılabilecek bir çalışmadır. Aslında kayıt amacı ilk başta tamamen parçaları arşivlemek olan bu çalışma sevenlerini yoğun baskısı sonucu grubun o dönemde aldığı karar sayesinde yayınlanan bir demo çalışmasına dönüştü.

Demonuz nasıl bir tepki aldı? Çok fazla tanıtım yapmadınız sanırım?
Şuan için bile cesur bir yaklaşım sayılabilecek bir teknikle kaydedilmiş demo , kayıt kalitesinin vasat olmasına bakılmaksızın grubun taşıdığı potansiyel göz önüne alınarak aslında çok olumlu tepkiler aldı hatta o dönemin Ankara kökenli magazinleri tarafından güzel kritik puanlarıyla ödüllendirildi. Döneminde sembolik bir ücretle fiyatlandırılan demo (yanlış hatırlamıyorsam) 500 adet kadar basıldı ve İzmir başta olmak üzere Türkiye’nin çeşitli yerlerine dağıtıldı fakat bunun dışında ekstra bir tanıtım çalışması yapıldığını zannetmiyorum.

Katıldığınız organizasyonlardan bahseder misiniz? Bu organizasyonlar sizi tatmin etti mi ?
Daha önce Tear Prodoction tarafından düzenlenen LTD Fest organizasyonları, 9 Eylül Üniversitesi tarafından düzenlenen Befrock organizasyonları, ilk Rock-A festivali, Rotting Christ Türkiye turnesi dâhilinde İzmir ayağı ve Unirock Fest gibi organizasyonlarda bulunduk. İçlerinde Cenotaph, Crossfire, Raven Woods’un da bulunduğu birçok yerli grupla beraber aynı sahneyi paylaştık. Katıldığımız her organizasyonun müzisyen olarak yaptığımız tarzın teknik zorluğu düşünülünce müziğimizi icra etme safhasında büyük bir tecrübe bunun ışığında her organizasyon gelişim için bir şans. Fakat tabii ki de profesyonel yaklaşıma sahip, ses sistemi açısından kalitesi yüksek olan, etkin bir dinleyici kitlesinin katılımının söz konusu olduğu organizasyonlarda grubun omuzlarına yüklenen sorumluluk daha büyük olmakta ve bu açıdan mesleki tatmin de bununla doğru orantılı olarak da daha büyük olmaktadır. Özet olarak katıldığımız tüm organizasyonlar bizim için büyük birer tecrübe fakat bunların arasında en önemlileri Rotting Christ ve Unirock Fest idi.

Temmuz 2007’nin başlarında albüm kayıtlarına başladığınızı belirtmişsiniz, herhangi bir aksilik mi çıktı yoksa promo ile piyasa yoklaması yapmayı mı düşündünüz?
Aslında orada belirtilen tarih biraz simgeseldir. Temmuz 2007’nin başında ritim gitaristimiz Caner Uslan’ın zaten hazırda olan parçaların ritim gitarlarını kaydetmeye başladığı tarihtir. Bunun sonrasında gruba adaptasyon süreci o zamanlar hala devam etmekte olan lead gitarist Murad Altuhul tarafından parçalar revize edilmeye başlandı. Bu sürecin bu kadar uzamış görünmesinin birincil sebebi ilk olarak budur. İkincil durum ise Albüm kayıtları sırasında özellikle ağırlıklı olarak eleman sıkıntısından kaynaklanan birçok sorun yaşadık, bu da kayıt sürecini uzattı. Sorunların büyük ölçüde aşılmasıyla bu sürecin sonlarına yaklaştığımız bugünlerde Promonun yayınlanması tamamen sizin tespitiniz gibi hem bir piyasa yoklaması niteliğindedir hem de albüm öncesi Prime Object’i daha koordine bir çalışmayla tanıtmak amaçlanmaktadır.

Grup içinde kadro değişiklikleri ve aksilikler olmuş, ne gibi aksilikler bunlar?
Çeşitlilik taşıyan bu aksilikler her grubun yaşayabileceği sorunlardı.. Müzikal(teknik anlamda) problemler, kişisel anlaşmazlıklar, disiplin sorunu gibi durumlar yaşanılan temel problemlerdi. Özellikle Unirock organizasyonu sürecinde inkâr edilemez hale gelen bu problemlerin Unirock sonrasında grubun müzikal yaşamının devamlılığının sağlanması için çözülmesi gerektiğine karar verildi. Bunun sonucunda da birtakım kadro değişiklikleri yaşandı. Uzun süredir gündemde olan bu sıkıntılı süreç ve bu sürecin aşılması grubun üzerinde baskı yaratmıştı. Bu da işlerin bir ölçüde aksamasına neden oldu. Fakat bugün Prime Object bu süreci aşıp kadrosuna yeni dahil olan elemanların adaptasyon süreciyle ilgilenmektedir. Daha önce sadece Unirock için aceleci bir tavırla 100 adet basılmış Daily Pills promosunun yeni artwork ü ile resmi olarak yayınlanması ve tanıtımı için yapılan çalışmalar da toparlanmış olan işlerin öncesinde grubun aktifliğinin ve dinamiğinin hareket kazanmasının bir göstergesidir.

Prime object sizce nasıl bir müzik icra ediyor? Kafanızda biz şu tarz yapıyoruz veya yapmak istiyoruz, diyebileceğiniz bir tarz var mı?
Prime Object kendi müziğini modern melodik death metal olarak tarif ediyor. Fakat sınırları şeffaf olan bu tarz içerisinde deneysel bir duruşumuzun olduğuna da inanıyoruz. Albümümüzü dinleyince dinleyicilerimizin de parçalar arasındaki farklılıklardan bunu daha iyi anlayacağını düşünüyoruz.

Daily Pills promonuzdan bahseder misiniz? Ne kadar sürede oluşturdunuz, her hangi bir firma ile görüşüp dağıtım yapılması konusunda anlaşma fikri var mıydı yoksa sadece internet promosu olarak adlandırabiliriyiz?
Daily Pills promosu aslında albümde de bulunacak 2 parça ve önceki demomuzdan Disciple’ın yeni bir versiyonunu barındıran ve tüm kayıt sürecinin Prime Object’in kendisi tarafından gerçekleştirildiği 3 şarkılık bir çalışmadır. Albüm kaydı sürecinde kaydı tamamlanmış şarkılardan oy kararıyla seçilmiş olanlarıdır. İlk başlarda sadece internet promosu olarak düşünülen bu çalışmanın tanıtım sürecinin başlamasıyla gelen olumlu eleştirilerin ardından limited edition MCD formatında basılması gündeme gelmiştir. Daily Pills self production bir üründür fakat promonun tanıtımı için uygun gördüğümüz üç aylık sürecin albümümüz ile ilgili firma ve diğer konularla bizlere fikir vereceğini umuyoruz.

Promodaki şarkılardan biraz bahseder misiniz? Şarkılar arasında ki tarz değişiklikleri var, sizce de üzerinizde deneysel bir grup baskısı yaratıyor mu?
Daily Pills; yumuşak, melodik bir yapısı olan parça sythleri ve bayan vokali sayesinde Prime Object’in temelde teknik ve sert olan melodik death metalinin daha geniş kitlelere sevdirebilecek karakterde, canlı performans açısından da grubun kendi yaklaşımıyla dinlenme parçalarından biridir.
My Name’s War; katliam niteliği taşıyan bir teknik death metal parçasının metalcore öğeleri ile süslenmiş halidir. Canlı performansta ise gruba yapılan “yıkım ekibi” yakıştırmasını haksız çıkartmayacak derecede dinamik bir parçadır.
Disciple; dinleyicilerimizin demodan tanıdığı sevilen bir Prime Object parçasının Sinem’in vokaliyle, yeni kaydıyla ve yeni sololarıyla güçlendirilmiş bir versiyonu. Yapısal olarak yüksek metronomlu İsveç melodik death metalini andıran bir parçadır. Canlı performanslarda genelde son darbe olarak kullandığımız parçadır : )
Prime Object’in deneysel kimliği çok yönlü müzikal beslenmesinin bir sonucudur. Bu süreç doğaçlama olarak istemsiz bir zorlama olmaksızın gelişmektedir. Dolayısıyla üzerimizde bir baskı yaratmamakta, aksine müzisyen olarak bizleri özgür kılamaktadır.

Genelde parçalarınızda liriksel açıdan değindiğiniz temalar var mı? Ya da özellikle savunduğunuz bir ideoloji, müziği bu amaçla yapıyoruz dediğiniz bir akım var mı?
Her parçada farklı bir konuya değinebiliyoruz. Bunlar soyut ya da somut kavramlar olabilir. Herhangi bir ideoloji ya da akıma dahil değiliz.

Sizce popülerlik ve popüler olma kaygısı müziği ve dinleyicinin bakış açısını grup üzerinde nasıl bir yönde etkiler?
Prime Object’in de bir ölçüde hitap ettiği kitle içerisinde popüler olmak gibi bir kaygısı var. Sonuçta ürettiğimiz çalışmaları sadece kendimiz için saklayacak olsak bu kadar yorgunluğun ve tantananın bir gereği olmazdı. İsteğimiz üretimlerimizi mümkün olduğunca geniş kitlelerle paylaşmak ve müzikal anlayışımızı mümkün olduğunca geniş kitlelere özümsetmek. Bizler sanatkâr olarak kendi teknik ve estetik anlayışımızı müziğimizle içten ve özgün, kopyadan uzak bir şekilde yansıttığımız sürece dinleyicilerimizin de yaklaşımının o denli içten olacağına inanıyoruz.

Peki son zamanlarda marjinal sahne şovlarıyla adını duyuran gruplar oldu, bunlara nasıl bakıyorsunuz? Sizce önce isim duyurmak mı önemli yoksa gerçekten istenilerek yapılan bir müziğe dinleyici kazandırmak mı?
Her grubun sahnede farklı bir duruşu ve seyirciyi farklı bir etkileme yöntemi vardır. Yani bu bir seçim meselesi, bu noktada her türlü yaklaşıma saygı duymasak bile tahammül etmek durumundayız. Sonuçta söz konusu olan kendini ifade yöntemidir. Bizce her ikisi de önemli faktörler, isminizi duyurmazsanız fazla sahne alamazsınız ki bu metal müzik gibi canlı performans temelli bir müzik için hayati önem taşır. Bunun yanında müziğinizi isteyerek yapmadığınız sürece de gerçek manada başarıya ulaşamazsınız ve sizi gerçek manada destekleyen bir fan kitlesine sahip olamazsınız.

Müzikal tarzınıza bakacak olursak sert gitar riflerinden ve hızlı davullardan oluşmakta, sizce bu müziği bayan vokal ile renklendirmek kimin fikriydi, bayan vokal grubu nasıl olumlu ya da olumsuz etkiliyor?
Bayan vokal fikri Caner Uslan’a ait. Fakat o dönemki yaşanılan teknik clean vokal sorunları açısından bu Prime Object için zaten bir gereklilikti. Sinem Değer’in sesinin Prime Object’e karakter kazanımında büyük yararı olduğunu düşünüyoruz ve müzisyen olarak bizlere de daha geniş açılı bir ifade şansı veriyor. Örnek olarak bir parça içerisinde sert vokallerle anlattığınız, duygu yüklediğiniz bir ifadeyi melodik, tınısal ve clean bayan vokallerle anlam olarak güçlendirebiliyorsunuz. Bunun yanında kullanabileceğiniz zıtlıklar yani sert rifflerin üzerine kullanılabilecek armoniyi takip eden veya üzerinde gezen clean vokaller müziğe ayrıntı ve renk kazandırabilir. Özet olarak bizler için olumlu ve anladıkça dinleyicilerimiz için de yeni bir deneyim olan bu vokal-müzik ilişkisini sevenlerde olacaktır beğenmeyenlerde. Zaten herkesin hâlihazırda beğeneceği bir ürün ortaya koymak onun özgün olmadığı anlamına gelir.

İleride yurt dışına açılma gibi düşünce tabiî ki her Türk grubunda vardır, sizin için bu erken mi?
Promo sonrası 10 parçalık bir albüm yayınlamaya hazırlanıyoruz. Böyle bir düşüncemiz var. Fakat henüz kafamızda oluşmuş net bir yol yok. Elimizden geleni yapacağız.

Bu konuda şu festivalde çalsaydık çok süper olurdu gibi düşündüğünüz bir hayaliniz var mı?
Bu konuda Türkiye şartlarını göz önünde bulundurursak pek bir şey hayal etmek mümkün olmuyor. Wacken, Hellfest, Ozzfest gibi sahneler şimdilik hayali kurulacak güzel hedefler. Ama öncelikli olarak Prime Object için gerçekleşmesini görmeyi isteyebileceğimiz gelişme yabancı bir firmayla anlaşıp gerçekleşecek bir turne olacaktır.

İzmir seyircisi ve piyasası hakkında ne düşünüyorsun, son dönemde çeşitli gruplar çıktı ve fazla sayıda organizasyon gerçekleşmeye başladı, sizce bir hareketlenme mi var yoksa olan kişiler bu işe tekrardan asılmaya mı karar verdi?
İzmir piyasasının pek içten ve dayanışma dolu bir ortam olmadığına inanıyoruz. Ankara ile karşılaştırırsak İzmir’in kat edecek çok yolu var. Seyirciye gelirsek konserden konsere hatırlayan, takipçilik ve arşivcilik zihniyetinden uzak bir tutumu var. Sanki şehirdeki sahnelerde dünyanın en büyük gruplarını izlemiş ve kendi şehrinin müzisyenini küçük gören ilginç bir tavrı var. Bunun dışında piyasayla alakalı şu an için çok hareketlenme olduğunu düşünmüyoruz. Şimdilik tablo rutin görünüyor. Umarız ilerde profesyonel bir anlayış içeren kayda değer gelişmeler olur. ( Tabii ki bu tutum dışında kalan ve desteği hak eden gruplara hak ettiği şekilde veren azınlık kitleyi tenzih ediyoruz)

Türkiye ‘de artık gruplar yabancı firmalar ile anlaşıp yurt dışında konser vermeye başladı, bunun sebepleri sizce gelişen teknoloji mi?
Yavaş yavaş değişen medya ve Türk dinleyicisinin tutumu, gelişen kayıt imkânları, müzisyenin kendini geliştirebilmesi için bilginin daha ulaşılabilir halde olması yeni nesil müzisyenin daha bilinçli yetişmesi ve daha nitelikli işler çıkartmasında etkili oluyor. Dolayısıyla yükselen çıta kaliteyi görünür hale getiriyor bu da eskiden olmayan bir takım gelişmelerin bugün meydana gelmesine önayak oluyor.

Röportaj için teşekkür ederim, son olarak okuyucularımıza eklemek istediklerinizi alabilir miyim?
Asıl bizler desteğiniz için teşekkür ediyoruz. Prime Object’i takip etmelerini umuyoruz. Yakında kalitesi küçümsenemeyecek işlerle onların karşısında olacağız. Promomuza gelince edinmek isteyen arkadaşlar myspace adresimizdeki ( www.myspace.com/primeobject) linkten promomuzu paket halinde indirebilirler.


Yazar: Puritanical
  • Currently 2.3/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Mevcut puan: 2.3/5 (Toplam 315 oy)


 




PERSECUTORY Röportajı  BLACK OMEN - VIDEO Röportajı  OHOL YEG & KARANLIK Röportajı  EDGEFLAME Röportajı  KRAANIUM Röportajı 


THE SCARS IN PNEUMA ''The Path of Seven Sorrows''   DEITY ''Evil Seed of Life''   WHISKEY RITUAL ''Black Metal Ultras''   DESERTED FEAR ''Drowned By Humanity''   AGONY REIGNS ''Death From Within''   FLAMEN ''Furor Lunae''   CANDLESMASS ''The Doord of Doom''   DARK EDEN ''The Chaos Masquerade''   KAMOS '' Living Without Light''   EXILE ''Unveiling Insanity''   ANCIENT FLAME ''Tyrant Blood''   SINMARA ''Hvísl stjarnanna''   DEATHHAMMER ''Chained to Hell''   BLACK OMEN ''Darkness Is My Essence''   KNELL''Jactura''   DOWNCROSS ''Mysteries of Left Path''   MALIST ''In the Catacombs of Time''   HOLY ARROW ''Fight Back To The Fatherland''   ROTTING CHRIST ''The Heretics''   WISHDOOMDARK ''Blood of the Black God''   MEHOMETH ''Discretion''  


 

FacebookTwitterRssSitemize Link VerinİletişimBaşa Dön
Contents - Czell Labs&Solutions