GRAVEYARD RÖPORTAJI (Kasım 2008)


GRAVEYARD

Graveyard aslında çok da genç olmayan saclı sakallı, plakları olan üyelerden oluşmuş nispeten genç/yeni bir gruptur. Tutkulu İspanyol dörtlü, şarkılarını 90ların ortalarına denk gelen gençlik dönemlerinde etkilendikleri gercek old school death metal e dayandırdıkları şarkılardan oluştururlar.( bu aşağıda ayrıntılarıyla incelendi,listelendi.) Yani eğer bunu okuyorsanız, onları
belki seversiniz- çok seversiniz. Şiddeti dinmeyen "Into the Mausoleum" EPsi yayınlanalı bir yıl olmuş olabilir ama onların coşkulu gitaristi tarafından cevaplanan küçük bir röportaj için asla geç değildir- sadece ünlem işaretlerinin çokluğuna bakmanız yeterli.Barselona'nın ücra bir köşesinden gelen J. Bastard sarhoş olmaktan, konser vermekten ve en sevdiği gitarından bahsediyor.


Selam Graveyard, bu aralar hayatınızda neler oluyor?
Selam Miquel!!! Burada pek çok şey oluyor. Senin sorularını cevaplamaya çalışırken delice sigara içiyorum ve arka planda Putaraeon çalıyor.( bu gruba bir göz atın!!!) Basçımız Julkarn bu günlerde işsiz yani muhtemelen ya uyuyordur ya da sıkıcı bi TV programı izliyordur! Gitaristimiz Sbe şuan çalışıyor zavallı şanslı çocuk, hahahaha! Son olarak davulcumuz Gusi muhtemelen Allahın her günü arkadaşlarıyla dışarıda takılmaktan ve partilere katılmaktan dolayı akşamdan kalmadır ve bu yüzden acı çekiyordur. Geçen hafta sonu arabasını çarptı ve şimdi şehirde filmli camları olmayan yarım bi araba kullanıyor, hahaha! Her neyse, gördüğünüz gibi bu aralar hayatımızda özel hiçbir şey olmuyor.

Albümünüz "Into the Mausoleum" un doğuş hikayesini anlatır mısın? Nerede kaydedildi? Şarkı sözlerini kim yazdı? Fanlarınızdan ve basından ne tür tepkiler aldınız?
"Into the Mausoleum" 2007 yazında Barselona'nın tepelerinde bir yerde kirli bir garajda ortaya çıktı.Biraraya geldik ve 2 günü uyuşturucu kullanarak, kendimizi alkole vererek ve Death Metal e taparak geçirdik.O hafta sonu Graveyard ve "Into the Mausoleum" doğdu.Hatırlayabildiğim kadarıyla, sözleri çok ciddi bir sarhoşlukla yazdık bu yüzden onları çok ciddiye almayın, hahahaha! "Into the Mausoleum" klasik Death Metal ile doludur yani tamamen saçma sözler! Beş şarkımız sadece zombiler, ölüm, karanlık, salgın, tabutlar, aşağılık herifler, mezarlar ve bunun gibi şeylerle dolu. Tüm proje komik bir şeydi ama bir noktada fark ettik ki gerçekten dinleyen insanlar ve basın bütün bunlara deli oldu ve bu yüzden her şeyi daha ciddi bir seviyeye taşıdık. Neyse ki iş aldığımız tepkilere ve basına gelince çok şanslıyız.

Yakın zamanda bir konser verdiniz mi? Graveyard genelde ne tarz yerlerde sahne alır? Seyirci nasıldır?
İlk şovumuzu Mart 2008de yaptık. Bu şovdan sonra, eğer yanılmıyorsam takip eden 3 ay içinde 5 konser daha verdik. Sonra bir süre durduk ve şimdi intikamla dolu olarak döndük!!! Bir ay önce burda, Barselona da Artillery, Necrodeath ve Girlschool ile beraber olduça iyi bir festivalde sahne aldık.Geçen hafta yine Barselona da Hail of Bullets ı destekledik. Martin Van Drunen sahnede bizimle klasik Bolt Thrower ilahisi "Cenotaph" ı patlattı!!! 4 gün içinde biz burada, Barselona da Finnish gods Lie in Ruins ile çalacağız ve ertesi gün Trauma Festivalinde Demigod, Dead Congregation, Vomitory, Regurgitate, Haemhorrage, Skepticism gibi bir hayli iyi gruplarla ve birkaç tane daha grupla çalacağız.Biz konserlerimizi küçük konser alanlarında yapardık ve bence Death Metal performansı için en iyi alanlardır ve Death Metal güruhu bunu seviyor! Bizim burada harika bir takipçi ordumuz vardır bu sayede bütün konserler saf Death'in ve Alkolizmin kutlamasıdır; herkes aşırı delirmeye başlar, Şeytanı yüceltir ve bira içer. Kaldırın baltalarınızı!!!

Konser vermeye ne zaman bağımlı oldunuz? Graveyard bir şarkı çalmaya başlamadan neler yaşanıyor? Sahneye çıkmadan önce ne kadar “cerveza” (İspanyolca: bira) içiyorsunuz?
30lu yaşlara geldiğimizde hepimiz pek çok iş çıkartmış, bir çok başka muhteşem ve sıkıcı grupla sahneye çıkmıştık. Julkarn ve ben, konu canlı çalmaya geldiğinde yaklaşık 5 yıldır sahneden uzaktık; yani Mart 2008’de Graveyard olarak ilk sahneye çıkışımızda ne kadar vahşi olduğumuzu bir hayal et!!! Sahneye çıkmadan önce genelde birkaç bira içeriz, ama nasıl olduğunu bilirsin, bazen gereğinden fazla içersin, sonra sarhoş ve leş bir şekilde sahnedesindir. Haziranda, burada gerçekten ama gerçekten sarhoş çıktığım bir konserimizi hatırlıyorum; telleri görmekte ciddi sorunlarım vardı, hahahahahaha!!! Ama gerçek parti daima konserden sonra olur, en azından %95’inde!

Gitar çalarken dilini çıkarır ve sallar mısın, bilirsin vahşi ve sert görünmek için? Ağzın açık ve çalmaya konsantre olduğun için hiç salyan aktı mı?
Hayır adamım, o Hard Rock tayfasının işi. Ben sadece gitarıma bakarım, kafamı sallarım, sigara içerim ve şarkı aralarında bira içerim!!! Dürüst olmak gerekirse pek öyle sahne duruşu meraklısı değilim.

Sahne sırasında senin ya da grubun başına gerçekten çılgınca bir şey geldi mi? Hiç kafana bir ayakkabı fırlatıldı mı, kuliste kayboldun mu ya da yanan bir konser binasından kaçtın mı?
Hmmm… Bir düşüneyim… Konserlerimizde her zaman çılgınca şeyler olur, özellikle konser sonrası partilerde. Ama ne yazık ki bunları çok iyi hatırlayamıyorum, hahahahaha! Bir keresinde davulcumuzun çok susayıp sahneye bir litrelik bardakta viski getirdiğini hatırlıyorum. Bardağı amfinin üstüne koymuştu ve amfinin gücünden bardak düştü ve tüm viski mikrofon kablolarının üzerine döküldü. Tüm sahneyi izledim ve “Aman Tanrım, şimdi bina patlayacak!” diye düşündüm, hahahahahaha! Komik olan şu ki gerçekte hiçbir şey olmadı. Başka komik bir anı da Nifelheim çalarken (Portekiz’de onlarla çalmıştık) davulcumuz zil zurna sarhoş olup sahneye atladı. Sahneye çıktı ama güvenlik inmesi için onu zorladı, ama sahneden ayrılmak istemiyordu, sonunda götüne tekmeyi yedi ve pogonun ortasına düştü – çok komikti! Hahahahaha! Başka hikayelerim de var ama hepsi alkolle ilgili.

Graveyard’ın bütün konserlerinize gelen “bir numara” diyebileceğiniz ürpertici bir hayranı var mı?
Evet var. Ama öyle “bir numara” hayrandan çok birkaç inatçı çetin ceviz takipçimiz var. Kız arkadaşım, onun kardeşi ve bir arkadaşları en sağlam hayranlarımız! Verdiğimiz bütün konserlerde oradaydılar. Ve bizle ilgili resimler, fotoğraflar ve broşürlerden oluşan bir sürü hatıra eşyasına sahip birkaç yerli hayranımız var. Bunlar aslında bizim gerçekte olduğumuzdan daha önemli olduğumuzu sanan gençler, hahahaha!

Graveyard’ın alt grubu olarak çıkmaktan keyif aldığı adı duyulmuş gruplar nelerdir? Bu soruyla bağlantılı olarak, canlı olarak izleyip sizde sağlam bir intiba bırakan gruplar kimlerdir?
Enslaved, Brujeria, Nifelheim, Fleshcrawl, Obscure, Artillery, Necrodeath, Girlschool, Forbidden (Bu konser sonradan iptal edildi!!!), Hail of Bullets, Lie In Ruins, Dead Congregation, Demigod ve Regurgitate ile çaldığımız için çok şanslıydık! Hmm… Geçen hafta Benediction’ı canlı izledim ve gerçekten bomba bir konserdi adamım! Aslında o kadar da iyi bir gösteri beklemiyordum ama dürüstçe söyleyebilirim ki yıllardır gördüğüm en iyi Death Metal performansıydı! Birkaç hafta önce Septic Flesh de oldukça iyiydi. Ama muhtemelen yakın zamanda gördüğüm en iyi üç performans Asphyx, Impaled Nazarene ve Bloodbath’a aitti. Ahh… Neredeyse unutuyorum: Merciless; gerçekten harikuladeler!!!

Grup, kendi sahnesinde birilerinin pis lafları yüzünden hiç düşman edindi mi?
Neyse ki hayır. Muhtemelen bira partilerinin faturasını ödemek zorunda kalan birkaç konser alanı sahibi deliye dönmüştür, hehehe… Ama konu müzisyenler ve basın olduğunda hiç düşmanımız yoktur. Unutma biz müzik yapıyoruz ve derdimiz eğlence, yani tüm “düşman, pis laflar, saçmalık” bize sökmez. Bunlar daha çok Black Metal akımına uygun. Çünkü Death Metal ve Graveyard sadece eğlence, cehennem, bira ve müzikle ilgili.

Güvenilir kaynaklardan aldığım bilgilere göre grubunuz bir süredir buralardaymış. Graveyard'ın ilk günlerinden bu yana İspanyadaki metal manzarası ne kadar değişti? Ülkeniz neden ateşli metal sahneleri açısından bakıldığında Almanya ve İsveç'e ayak uyduramadı?
Aslında bir süredir biz buralarda değildik! "Into the Mausoleum" u eylül 2007de kaydettik ve 2007in sonunda resmen yayınladık, biz sadece bir senedir varız!!! Almanya ve İsveç gibi ülkeler bizim İspanyada sahip olmadığımız oldukça iyi imkanlara sahipler. Bu ülkelerde devlet size bedavaya ya da cok ucuza prova odaları sağlar.Enstrümanlar ve teçhizatlar daha ucuz ve ayrıca devletin yardımcı eline sahipsinizdir.İş geleneksel ve klasik müziğe geldiğinde bu ülkelerin bu alandaki büyük geçmişleri, metal müzik kalabalıklarının yetişmesinde iyi bir temel oluşturuyor. Burda ispanyada sadece folk boku var ve devlet rock ya da metal müziğe hiçbir halt vermiyor. Bir de iklim meselesi var; burda İspanyada çok fazla güneşli gün yaşıyoruz ve sokaklarda dolaşarak, içerek ya da futbol oynayarak çok fazla zaman harcıyoruz. Kuzey Avrupa ülkelerinde iklim tamamen farklı, onlar tüm yılı yağmurlu ya da karlı geçiriyorlar ve bu onlara stüdyolarına ve müziklerine yoğunlaşma olanağı veriyor. Ayrıca eklemek isterim ki İspanya 1975e kadar diktatorlukle yönetildi ve bu yüzden burada metal müzik 8olerden önce başlayamadı. Aynı zamanda İsveç ve Almanya rock ve metal gruplarıyla daha geniş bir geleneğe sahiptir bu da onların bizden önce başladığı ve bu yüzden İspandayan hep bir adım daha önde olacakları anlamına gelir. Son olarak burda kimse nasıl İngilizce konuşulacağını ya da yazılacağını bilmiyor, bu yerli gruplar için bir dezavantaj oluşturuyor ve dil engeli yüzden sadece ispanyol piyasasına bağlı kalıyorlar. Acı ama gerçek!

Graveyard ile seyahat etme olanağı buldunuz mu? Gezdiğin yerleri anlat bize.
Graveyard 1 yıllık bir canavar olduğundan pek fazla seyehat edemedik. Fakat İspanya'nın ve Portekiz'in değişik bölgelerine gittik. Berlin'de çalmaya davet edildik ama erteledik çünkü ertesi gün daha iyi bir konserimiz vardı yani Almanyadaki yerine bu konsere yoğunlaştık. Herneyse, biz Fransadan, İtalyadan, Finlandiyadan ve Almanyadan teklifler aldık yani bekleyip göreceğiz!!! Turist olarak- ya da metalci bir turist olarak eğer bunu tercih edersen,hehe- Stockholm, Gotenburg, Oslo, Amsterdam, Paris, Roma, Milano, Berlin, Munic, Frankurt, Stuttgart, Eindhoven de bulundum... Kısaca Avrupa başkentlerinin çoğunda!!!

Graveyard için fedakarlıklar yapmanız gerekti mi? Grup yüzünden hiç bir kız arkadaş kaybettiniz mi?
Hayır! Graveyard bir hobidir, hiçbirimiz grup yüzünden kız arkadaşlarımızı yada işlerimizi kaybetmiyoruz. Böyle bir şeyi yapmak çok aptalca olur diye düşünüyorum! Müziği ve hayatı kolaylıkla birlikte idare edebilmelisin. En azından ben yapabiliyorum!

Grup teçhizatı hakkında konuşmayı seviyor musunuz? Graveyard'ın cephanesindeki silahlar nelerdir? Demek istiyorum ki hangi tür ekipmanlara sahipsiniz-amfiler falan?
İyi bir silah cephanemiz var, hahaha! Ses mühendisi olduğum için ve kendi metal stüdyom olduğundan teçhizat hakkında konuşmayı seviyorum!!! ( www.moontowerstuidos.net ) Ibanez Ex serisi, RG 420 ve cool 400 Explorer-style ve Jackon Kelly gibi birkaç gitar kullanıyorum. Amfilere gelince Mesa Boogie Dual Rectifer a sadığım. Bu harika adamım, hahaha! Yıllar içinde Marshall, Peavy, Carvi kullandım. Ama Mesa Boogie rakipsiz!!! Bir de TC-eletronic Nova-Delay; Ibanez tube screamer; ISP dezimator; Boss HM 2; Fender tuners ı ve başka hatırlamadığım bazı diğerleri gibi koca bi pedal cephanesi kullanıyorum. Sbe, diğer gitarist Gibson Flying 5 gitar ve Boss HMH 2 pedalıyla ENGL Powerball amfi kullanıyor. Davulcumuzun normal pearl kiti var ve basçımız birkaç hafta önce cool Warrick basgitar aldı. O basçi değil gitarist olduğundan herzaman diğer alt grupların amfisini kullanıyor.

Geçen gün bir İtalyan grupla röportaj yaptım ve onlar fanatik futbol fanları olduklarını kabul ettiler.. Eminim siz de ölesinizdir. Tüm İtalyan futbol fanlarına bir mesaj vermek ister misin?
Graveyard'ın %75 i futboldan nefret ediyor-ben %25lik dilimdeyim, hahahaha!!! Ben sıkı bir futbol holiganıyım. Acıkcası benim takımım F.C Barselona. Bu takımın 1989dan beri destekçisiyim! Bundan gurur duyuyorum adamım, yıllar içinde birsürü unutulmaz maç izledim. Ama İtalyan Calcio hakkında pek çok şey biliyorum!!! Açıkcası İtalyan ligini seviyorum, Forsa Alessandro Del Piaro, hahaha!!! İş futbola gelince ; Amerika dünya kupası çeyrek finalinde bizim onlara yenildiğimiz 1994 yılından beri İspanya ve İtalya arasında şiddetli bir rekabet var. Maçı bizden çaldılar!!! Neyseki geçen yaz son Avrupa Şampiyonasında, Almanya'dan öcümüzü aldık ve yarı finalde ezdik onları. Güle güle italya, hahaha!!!

Ne zaman metale bulaştın? Hangi albüm hayatını değiştirdi?
90ların başında gençken bulaştım. 1994de Slayer, Carsass, Morbid Angel, Petsilence, Necrophobic, Death and Entombed gibi gruplarla etrafım tamamen ekstrem metal manzaralarıyla sarıldı. Hayatımı değiştiren birçok albüm var, ama en önemli 3 tanesi; Metallica'dan "Ride the Lightining", Morbid Angel'dan "Altars of Madness" ve Entombed'dan "Left Hand Path". Ayrıca etkilendiğim Savatage, Running Wild, Candlemass, Motorhead, Rough Silk, Exciter ve UFO gibi hayatıma anlam getiren birkaç Heavy Metal grubu söyleyebilirim!!!

Sizi bu çaldığınız old school metale bağlayan nedir?
Hard Rock, Heavy Metal, Thrash, Death, Doom ya da Black olması önemli değil, herzaman tüm farklı old school tarzlarını sevdim. Yeni tarzlarla ve stillerle pek ilgilenmiyorum, sadece kulaklarıma yoğunlaşıyorum ve 70lerin, 80lerin ve 90ların müziğine dikkatimi veriyorum. Bu benim birlikte büyüdüğüm bok ve yeni bir şeye ihtiyaç yok! Eski boka tapmayı tercih ediyorum. Death Metal ile ilgili benim için sadece Old School formülü var. Brutal Death i, Grindcore u, Deathcore u sevmiyorum; "Melodic Death"i (en azından şimdi Melodic Death diye bilineni!!!) seviyorum. Sadece DEATH METAL gerçektir, ve ölüme ilişkin olmak zorundadır; metal olmak zorundadır; karanlık, atmosferik, kasvetli, şeytani, çiğ ve brutal (hızlı olması anlamına gelmez!!!) olmalıdır.

Grup üyelerinden hangisi en büyük kayıt koleksiyonuna sahip?
Davulcumuzun ve 2. gitaristimizin özel koleksiyonlarını görmedim. Ama benim 4000 ile 5000 arasında parçam olduğunu söyleyebilirim( plaklar, kasetler ve cdler). Deli bir koleksiyoncuyum ve genelde maaşımın yarısını müzik alarak harcıyorum!!! Basçımız ve vokalimiz olan Julkarn'ın da gerçekten güzel, 5000-6000 parçadan oluşan bir koleksiyonu var. İkimiz de müzik satın almaktan çok hoşlanıyoruz- mp3 e internetten indirme kahrolsun!!!

Grubunuz İspanya'nın hangi bölgesinden? Yaşadığınız yerde hayat nasıl gidiyor?
Hepimiz Barselona ve yakınlarında doğduk. Basçımız ve vokalimiz Julkarn şuanda burdan 3 saat uzaklıktaki Valencia da oturuyor. Ama Barselona'ya sürekli gelip gidiyor. Burda hayat harika. İklimi seviyorum, kendi evim ve stüdyom var, ve burda birçok metal bar, metal kayıt stüdyoları, metal konser alanları ve konserler var!!! Neyazıkki büyük ekonomik kriz bizi yutuyor, hayat hiç olmadığı kadar pahallı!

Neyazıkki zamanın sonuna geldik Graveyard. Röportaj için çok teşekkür ederim. Bu soruyu cevapladıktan sonra gitarını takıp çalmaya başlayacak mısın?
Eveet!!! Şimdi stüdyoma döneceğim ve Decapitated Christ adlı yeni işin kaydını bitireceğim- bunlara bir göz atın!!! Zamanın ve desteğin için teşekkürler!!! Hoşçakal!!!

Çeviri:Parşomen


Yazar: Miguel Miranda
  • Currently 2.2/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Mevcut puan: 2.2/5 (Toplam 300 oy)


 




BURIAL INVOCATION Röportajı  KNELL Röportajı  PERSECUTORY Röportajı  BLACK OMEN - VIDEO Röportajı  OHOL YEG & KARANLIK Röportajı 


HELEVORN ''Aamamata''   WINDSWEPT ''The Onlooker''   ATTIC ''Sanctimonious''   THE SCARS IN PNEUMA ''The Path of Seven Sorrows''   DEITY ''Evil Seed of Life''   WHISKEY RITUAL ''Black Metal Ultras''   DESERTED FEAR ''Drowned By Humanity''   AGONY REIGNS ''Death From Within''   FLAMEN ''Furor Lunae''   CANDLESMASS ''The Doord of Doom''   DARK EDEN ''The Chaos Masquerade''   KAMOS '' Living Without Light''   EXILE ''Unveiling Insanity''   ANCIENT FLAME ''Tyrant Blood''   SINMARA ''Hvísl stjarnanna''   DEATHHAMMER ''Chained to Hell''   BLACK OMEN ''Darkness Is My Essence''   KNELL''Jactura''   DOWNCROSS ''Mysteries of Left Path''   MALIST ''In the Catacombs of Time''   HOLY ARROW ''Fight Back To The Fatherland''  


 

FacebookTwitterRssSitemize Link VerinİletişimBaşa Dön
Contents - Czell Labs&Solutions