AURA NOIR RÖPORTAJI (Ocak 2013)


AURA NOIR

APOLLYON ile eğlenceli bir röportaj! (AURA NOIR / IMMORTAL / LAMENTED SOULS)

Hails Apollyon. Öncelikle bir black/thrash metal dehasıyla röportaj yapıyor olmak güzel bir şans. Senin kişisel etkileşimlerini sorarak başlamak istiyorum. Hangi grupları takip ediyorsun ve seni metal müzisyeni olmak için etkileyen şey nedir?
Apollyon:
Evet ben bir dehayım!Haha. Herneyse,her zaman heavy müzik ile ilgilendim. Benim yaşımda olan çoğu insan gibi 4-5-6 yaşlarımda Kiss grubunun kartlarını toplayarak başladım. Bir çanta dolusu şekerle geliyorlardı,bu yüzden ailenin sana verdiği tipik Cumartesi konusu buydu.İki seçenek vardı;biri içinde Kiss kartları olan,biri ise Abba olan.Sonuçta genel olarak ben okula başladığımda,bütün erkekler Kiss ''hayran''ıydı ( Aslında sadece ben ve 2 kişi daha grubu gerçekten dinlemişti) ve kızlar ise Abba'cıydı. Birkaç yıl sonra, okuldaydım ve daha heavy şeylere yönelik ilgimi gösteriyordum. Tabi o zamanlar bir televizyon kanalı ve 2 radyo kanalı vardı,bütün şehirde yayınlanıyordu,bu yüzden o zamanlar metali keşfedersen şanslıydın.Bir şekilde benim için kırılma noktası,85-86 yıllarında Norveç'e kabolu televizyon ve bağımsız radyo kanalları oluştu.Çoğu haftalık metal konserlerini yayınlıyordu.Beni ilk etkileyen Slayer'ın Sky Channel'daki Monsters of Rock konseriydi.Hell Awaits canlı klibini kullandılar,Combat turunda olan klip.Ve cidden,neler döndüğünü hiç anlayamadım.Sadece bu müziği daha iyi bilmem gerek diye düşündüm.İlk önce başka birkaç albüm aldım tabi,çünkü Hell Awaits için çok fazla kolay değildi.Herneyse bundan sonra bütün thrash/speed metal koleksiyonunu edindim.Şanslıyım ki takip etmek için birçok katalog yayınına da sahiptim çünkü ciddi olarak 87 yılında gazetecilik yaparak zor kazandığım kendi paramla albüm almaya başladığımda thrash metal kalitesi tamamen aşağıya düştü.Bütün iş daha mainstream kalabalığa hitap etmek istenmesinden ötürüydü.Bütün produksiyon şirketlerinden,marketlerde,sözlerde,müziklerde bu politik olarak doğru olan 'Evreni koruyun'saçmalığından çıkıyordu.Birçok vokal scream dışında söylemeye başladı,prodüksiyonlar rezaletti ve hep en teknik gruba ilgi var gibiydi. Herkes gerçek tavırla yapılan thrash metal dışında diğer herşeye ilgi gösteriyordu. Ve çevrede duyduğum heavy metal kesinlikle bana göre değildi.Judas Priest,Iron Maiden,Accept,Ozzy,Wasp,Twister Sister gibi gruplar benim çok da ilgi alanıma girmiyordu( Wasp hala bonnie tyler dinliyormuşum gibi hissetmediğim sürece ilgi alanıma girmiyor,Twisted Sister da öyle,çok hoş insanlar ve bazı hoş şarkıları olmasına rağmen) Herneyse o zamanlar takip ettiğim gruplar en başta Metallica,Slayer ve Kreator'du.Exodus,Testament,Forbidden gibi grupları da takip ettim ama tüm albümlerini değil. Exodus'un ilk zamanlarını hala seviyorum,gelmiş geçmiş en iyilerden biri.İlk Testament de öyle.Autopsy'i de ilk geldiğinde çok beğendim.Death'i ikinci yayımı olan Leprosy'den keşfettim ve Bathory tabiki.Venom'u çok beğenmiyordum bunu kabul etmem gerek. Bazı eski canlı kliplerinde çok harika göründüklerini düşünüyordum ama müziklerinin Motorhead'in kötü bir versiyonu olduğunu düşünüyordum.16-17 yaşlarımda liseye başladığımda yeni metal müzikle ilgilenen insanlarla karşılaştım.Daha da işin içine girdiğimde underground tabiki çok fazla ilgi çekiciydi.Beni diğer etkileyen olaylardan biri benimle aynı yerden olan Darkthrone'du,onları hala lisedeyken ve sadece demo yayınladıkları zamanlarda canlı izledim.Benden 1-3 yaş kadar büyüklerdi ve hiç aynı okula gitmedik.

Bir çok enstrüman çalıyorsun.Davul,gitar ve bass çaldığını ve vokal yaptığını biliyorum.İlk çalmaya başladığın enstrüman hangisiydi?
7 yaşımdan 11 yaşıma kadar piyano çaldım.Keşke devam etseydim.Başlamak için iyi bir enstrüman çünkü bütün enstrümanlar için size temeli o veriyor.Ama sıkıcı olduğunu düşündüm.Sadece ödevlerim için hızlı çalmaya çalışıyordum ve hiçbir zaman istediğim şeyleri çalamadım.Hiçbir zaman notalarla fazla ilgilenmedim,sadece referans için olması dışında.Her zaman kulakla çalıyordum.Babamın çaldığı daha farklı şeylerle ilgiliydim fakat öğretmenim onları çalmama izin vermiyordu.Sadece hızlanmak için olan küçük temel alıştırmalar vardı.Ve sonra çok hızlı çaldığım için bana çemkiriyordu.Onu daha çok dinliyor olmam gerekirdi ama çok sabırsızdım ve piyano çok güzel değildi bu yüzden bıraktım.Ondan sonra da hiçbirşey çalmadım. Sanırım ilk gitarımı aldığımda 15 yaşındaydım. Gitarda çok kötüydüm,okulda klasik gitar derslerimiz vardı,çok kötüydü ve ilgimi hiç çekmiyordu bu yüzden gitar dersinden neredeyse kalıyordum.Ama elektronik gitarımı aldığımda bunu atlattım.Beraber çalacağım kimse yoktu.Genelde Metallica çalardım.(İlk öğrendim riff Motorhead şarkısının Traitor rifiydi)Okulda da klasik gitarda Tom Dooley ve başka saçma şarkılar çalardık. ilk bass gitarımı 2003 ya da 2004 yılında Buenos Aires'den satın aldım.

En çok hangi enstrümanı çalışmaktan zevk alıyorsun?
Davul!Ve davul!Ama çok az çalışabiliyorum. Şarkı söylemeyi de seviyorum ama bu sayılmaz. Bass kesinlikle sevmeyi en az sevdiğim enstrüman.Gitar iyi ve onunla müzik yapmak güzel ama tek başıma çalmak kesinlikle beni heyecanlandırmıyor.

Müzik dışında ilgilendiğin herhangi bir aktivite var mı? Norveçin balıkçılık konusunda çok popüler olduğunu biliyoruz aynı zamanda kamp için çok uygun ormanları da var :)
Doğamızı seviyorum ve etrafta yürüyüp içinde küçük hissetmeyi seviyorum. Burada muhteşem dokunulmamış bir çok güzel yer var ve çoğunda yürürken kimseyi görmüyorsun.Ben biraz çürüdüm tabi.Geçen yıl ülkenin en güzel kısmı olduğunu düşündüğüm bir yerde evim vardı ve taşınmak zorunda kaldım. Bütün yüksek ve güzel dağların yakın olduğu en soğuk,kuru yerdeydi.Orada çok az insan yaşıyordu.Hayatımın en güzel 5-6 yılını orada yaşayarak geçirdim.Hergün saatlerce dağlarda/ormanlarda yürüdüm ve cidden kimseyle karşılaşıp tanışmadım.Benim gibi insanlardan nefret eden bir insan için mükemmel bir yerdi. Çok fanatik bir balıkçı değilim ama kabul etmem gerek ki onu da denedim. Malesef Oslo'da yakın olmam gereken çok şey vardı bu yüzden taşındım ve Oslo'ya yerleştim. Hala şehrin dışında olsam bile,dışarda sakinlikte yürüyemeyip dışarı adımı attığımda çılgınlıkla karşılaşmak konusunda mutlu değilim.Ve burada hiç orman yok.Sadece 5 dakikalık bir sürüşle ormana ulaşsam bile,hala içerde oturuyorum,eski dağlarımı özlüyorum ve komşularımın olmasından nefret ediyorum.Hiç balık tutmaya da yeltenmedim.2012 en kötü yılımdı.

Biraz da diskografin hakkında konuşalım. Gruplarla ve farklı projelerle dolu olan çok zengin bir diskografin var.İlk içinde bulunduğun grup hangisiydi ve nasıl başladı?
İlk grubum Lamented Souls.Aslında ilk başta ismimiz Morax'dı fakat sonrasında ismimizi ismi ilk arcturus '07 geldiğinde onunla eşit değiştirmek istedik (''My angel'' ''Morax'' ile birlikte aynı tarafta). Bu grup ben Koldboth'da yüksekokula başladığımda başladı,Olav ile arkadaş olduğumda (Infernö'dan Bestial Tormentor ve Nekromantheon'un canlı gitaristi) Onun thrash metal patchlerini farkederek onu yıllarca gördüm ama o etraftaki diğer iki liseden geldi ve bu yüzden onunla daha önce konuşmamıştım. O gitar çalıyordu,o ve Petor bir grup kurmak istedi ve beni çağırdılar.Biz hepimiz gitar çalıyorduk bu yüzden Petor bass gitara geçti fakat hala davulcuya ihtiyacımız vardı.Benim tek tanıdığım kendi sınıfımdan olan,pek metalle ilgisi olmayan,daha çok rock ile ilgilenen fakat punk rockçıya benzeyen biriydi.Klasik şeylerle ilgileniyordu ve bu yüzden ona sordum.Bu Simen'di(ics vortex arcturus'dan,borknagar,eski dimmu ave 10 daha fazla grup daha)İlk demomuzda bizimle çaldı.O zamanlar yavaş black ve death metal deniyorduk.Oldukça kötüydü,ama en azından bir başlangıçtı.Ama sonra doom/rock tarzımızı bulduk ve Simen vokal yaptı ben ise davula geçtim.Sonra bassçımız bıraktı ve ben tekrar gitara geçtim.Sonrasında bizimle aynı bölgeden olan Einar(Infernö,Virus) davulda bize katıldı.Aggressor'un grubu olan Ved Buens Ende Simen'i iki canlı performans için ödünç aldı,sonrasında Arcturus onu istedi.Ve o zamandan beri onu gerçekten görmedik.

Aura Noir'i 1994 yılında Aggressor ile birlikte kurdunuz.Nasıl tanışıp grubu kurmaya karar verdiniz? Size ilham veren neydi?
Özetle içerken tanıştık.Ortak arkadaşlarımız vardı ve beraber de takılıyorduk.Aynı zamanda ikimizin de merkezde prova mekanı vardı.İçip çalmaya gider ve sonra tekrar içmeye dönerdik..O odalarda uyuduk bile.Bir çok grup böyle ortaya çıkabilir.Ve tabi Aura Noir.Ben ve Aggressor çaldığımız o thrash metal ruhuna sahiptik.Başka kimse bunu yapmıyordu. Herkes Mayhem,Emperor ve Darkthrone'u kopyalıyor,death metal ve thrash metalin boktan olduğunu iddia ediyordu,ki bu yeterince doğruydu.Ama ilk zamanlarda Mayhem ve Darkthrone'a ilham olan thrash grupları öyle değildi.Bu ilk evil thrash metal yayınlarımızı black metal olarak adlandırdık.Slayer'ın Reign in Blood öncesindeki hali gibi(iyi bir albüm olmasına rağmen Satanik değildi),Sodom'un Persecution Mania öncesi,Kreator'un kesinlikle tamamen berbat olmasından öncesi,Hellhammer ve ilk birkaç Celtic Frost gibi.Ve tabii Bonded By Blood.Kimse tekrar bu hissi yaratmak istemedi,işte bu yüzden biz bunu yaptık.Black Metal çalmaya çalıştık ama bir yönden aslında Thrash Metal'di. Daha sonra Istroll(Ice Troll) isimli bir grup kurduk.Bu yeni çıkan Norveçli gruplarla alay etme amaçlı bir gruptu.O gelişen Norveç trendinden nefret ediyorduk.Ama Istroll'u kimse dinlemedi veya duymadı.Sadece bizim aptal güzel black metal ile dalga geçmemiz için bir araçtı.
Hikaye dreper Gud på Galdhøpiggen ile ilgili.Galdhøpiggen,Norveçteki en yüksek dağın adı.Bu yüzden bunun çevirisi 'Oden Galdhøpiggen'de tanrıyı öldürdüğünde kuzgun Galdhøpiggen'ın üstünden uçardı' olabilir. Tamamen kendini beğenmiş,berbat yazılmış Norveç Black Metalinin şarkı sözleri,tıpkı şuanda da hala kendini beğenmiş tavırlarda olan gruplar gibi.Tek fark Ice Troll'un ben ve Aggressor'un arasında olan mazoşist bir tavırla alay edip güldüğümüz bir grup olmasıydı.

Aura Noir ile birçok prodüksiyonunuz oldu.Şuan grup nasıl gidiyor? Yakın gelecek için kesinleşmiş tur veya konser planlarınız var mı?
Şimdi yeni bir albüm yapmamız gerek..Plan bu.Peaceville bizim bütün albümlerimizi tekrar yayınladı.Dreams like Deserts,The Merciless ve Hades Rise var. Tracts of Hell Ep'sini yayınlamamıştık ve yeni piyasaya sürüldü.BTA ve DTOH arasında kaydedilmişti.Bunu tamamen unutmuştuk.Ve Hades Rise'da coverladığımız bir Bulldozer şarkısına da yer verdiler.Yani bütün yeniden yayımlayananlar içinde ilginizi çekebilen bonus şarkı barındırıyor.En azından uzun zamandır bunu duymamış olan ve bunu tamamen unutan benim için. Sanırım bunu Aggressor düzeltti. Herneyse şuanda oldukça kalıcı bir kadromuz var. Davulda Tank var büyük bir ihtimalle gelecek albümde de o davulda olacak,bunu kendim yapmak istememe rağmen.

Şimdi tüm röportajların en tipik sorusu geliyor! Çaldıklarınız arasında en sevdiğiniz ülke neresiydi?
Şey..Aslında bu soruyu cevaplarken kimseyi incitmemek için dikkatli olmam gerekiyor bu yüzden çaldığımız bütün ülkeler güzeldi ve hepsi sevgi dolu!!Haha. Ama ciddi olmak gerekirse,bu en tipik sorulardan biri olsa bile cevaplanması en zor olan sorulardan biri. Herşey birbirine bağlı. Aynı ülkede hem kötü bir konser hem de iyi bir konser verebilirsin. Almanya bunun için güzel bir örnek. Orada her yıl iyi veya kötü kalitede olan binlerce festival ve konserler var. Genelde organizasyon orada çok iyi. Bu yüzden tura çıkan bir müzisyen olarak herşeyin konuşulduğu gibi olacağına ve anlaşmaya sadık kalacaklarına emin olabiliyoruz. Güzel olan orada tüm sevdikleri grupları bir çok kez izlemelerine rağmen yinede çok iyi bir kalabalığın olması.Güney Amerika veya Avusturalya kalabalığı gibi. Ama yine de Güney Amerika'da berbat duruma düşme riskin çok fazla ve iş ekipmana ve ses sistemine geldiğinde standartlarını bir nevi düşürmek zorunda kalıyorsun. Sesini de maaf ediyorsun çünkü kendini duyamıyorsun. En azından insanlar bunu fazla umursamıyor çünkü senin o ülkeye gidiyor olmandan dolayı yeterince heyecanlılar,bilirsin. Söylemek imkansız. Oslo'da küçük mekanlarda yeni iki konser verdik. Londra'da da aynı şeyi yaptık. İnsanların sürekli seninle beraber sahnede olması gibi. Tamamen bir kaos. Ama daha büyük mekanlarda çalsaydık bu olmazdı,ses ve ışıkların bunu daha 'kusursuz' bir konser yaptığı mekanlar gibi. Bir yaz festivalinde olduğunu gibi,ne zaman ve karanlıkta veya güneşin ortasında çalmak gibi farklılıkları var. Yağmur yağarsa..
Devam ederdim ama yorgunum haha.

Bu yıl daha önce hiç çalmadığınız bir ülkede konser vermeyi planlıyor musunuz? Türkiye'de de çok hayranınız var,sizi burada da görmek isteriz.
Türkiye muhteşem olurdu. Hiç orada çalmadık veya oraya gelmedim. Şuanda 'yeni' ülkelerde çalmak gibi bir planımız olduğunu zannetmiyorum.

Biraz da Immortal'ın başlangıçlarını anlatır mısın?
Onlarla çalmaya 2006 yılında başladım. Sanırım onlar aktifken Abbath ile sadece bir veya iki kere görüştüm. Onların olduğu yer Bergen,Oslo'dan çok uzak,bir çok yılımı Bergen'de geçirdiğim gibi,ve sadece fiziksel olarak uzak değil.. Herneyse,onlar her zaman Bergen'de tek beğendiğim gruptu. Onların ilk albümünden önce 91 yılında çıkan projelerinden etkilenmiştim. Bir nevi aslında onlar Oslo'ya ait gibiler,ama hala kendi tarzları var ve bu yüzden oldukları yere aitler. Blashyrk'a. Herneyse bu kadınla yıllar önce evlenmiştim. Biraz Bergen'in dışında kalan Abbath ile aynı yerdeydi. Ve ne zaman onun ailesini ziyarete gitsek Abbath ile görüşerek oradan kaçardım. Ve Immortal verdikleri kısa sürekli arayı sonlandırmak istediğinde,beni arayıp onların 2007'deki konserlerinde yer alıp alamayacağımı sordu. Onları canlı izlemeyi her zaman sevmiştim ve onlara hiçbir şekilde utanç kaynağı olmayacağımı düşündüm,bu yüzden kabul ettim.

Büyük ihtimalle bir çok eski müzisyenle tanıştın. 'En iyi' diyebileceğin unutamadığın bir anın var mı?
Hmm,bilmiyorum. Bir çok sevdiğim eski grupla aynı festivalde çaldık fakat hepsiyle tanışıp tanışmadığımı nadiren hatırlıyorum. Özellikle Immortal elemanları daha dışadönüktü böylece onlar sayesinde ben de bir çok kişiyle tanıştım. Ama bilirsin, hepsi tanışmaya değer değil. Çoğu rockstar tavırları içerisinde veya sarhoş,ve 7 yıl bir barda çalıştığım için benim çoğu sarhoş insana karşı biraz alerjim var. O yüzden kiminle tanıştığıma dikkat ediyorum çünkü onların zevk aldığım albümlerini dinleme zevkini maaf etmek istemiyorum. Mesela eğer bir Megadeth hayranı olsaydım,sanırım Dave Mustaine ile tanışmak istemezdim. Ama evet,ilk kez tanışıp resim istediğim zaman eski Milwakuee Metal Festivalinde Autopsy'deki Chris Reifert ile tanıştığım zamandı. Autopsy harika,ve hiç bir zaman beni thrash metal tanrılarımın hayal kırıklığına uğrattıkları kadar hayal kırıklığına uğratmadılar. Dan Lilker harika bir adam. Gary Holt süper. Cronos geçen yıl Aggressor ve benim vinyl'lerimle şarkı söylerken bizimle aynı otel odasındaydı. Iki kere Iron Maiden'ın karşı takımında futbol oynadım. Düşünmeye başladığımda aslında oldukça gerçekdışı. Ama bilirsin,ben oldukça sakinim. Kolay kolay etkilenmem. Ben biraz dünya insanı arasındayım ve hiçbir zaman kimseye koşmam. Lemmy ile üç kez aynı barda oturdum ve onun kumar makinası aktivitelerini bozmayı bile göz önünde bulundurdum. Belki en garip anım metal olmasa da 1999 yılında Cardigans'daki Nina Persson'ın Manchester'da Dødheimsgard ile bizim çaldığımız mekanın kapısında belirmesiydi. Diğer tarafta çaldılar ve bana kendi konserlerinden önce bizi izleyip izleyemeyeceğini sordu,ve geldi. Aslında ben de onları izlemeye gittim. 6 hafta boyunca Dimmu ve Dark Funeral dışında bir grup izleyemediğim için oldukça iyi birşeydi bu. Onun gelip bizi izlemesi oldukça iyi birşey. Ama evet,bir çok eski müzisyenle tanıştım. Bazıları iyi ama bazıları tamamen rockstar.

Yeni black/thrash metal gruplarını da takip ediyor musun ve onlar hakkında ne düşünüyorsun?
Evet,tabiki ediyorum. Çoğunun benim memleketim Kolbotn'dan olmasından dolayı mutluyum. Necromantheon,Condor+Obliteration ( Bizim davulcumuz Tank'in çaldığı) Death Metal olmasına rağmen. Norveç'den Deathhammer da oldukça iyi. Black Magic de öyle. Ama şuan dünyanın her yerinde iyi olan bir çok grup var. Sürekli uzun zamandır olanlar arasında yeni grupların daha iyi olduğunu söylüyorum.90'ların başı ve ortalarındaki gruplar belki de. Ama çok fazla grup var hepsi hakkında fikir edinmek biraz zor. Hepsi tabiki orjinal değil fakat benim sevdiğim 'soundbased' modası. Kayıtlarda akustik ve otantik hisle beraber kendi müziğini yaratmak. Bu benim ilk kriterim. Tetikli davullar duyduğum üç saniye sonra ilgimi kaybediyorum. Ama tarzı benim için önemli değil. Eğer iyiyse,iyidir. Aslında beni en zor etkileyen tarz Black Metal. Ve tipik 90'ların Norveç black metal,en kötüsü. Onları tamamen utanç verici,sıkıcı ve zevksiz buluyorum. Kesinlikle 20 dakika haşlanmış ketçaplı bir porsiyon gerçek Italyan spagettisinden daha iyi ve gerçek bir Norveç sound'u değil. Tabi istisnalar da var. Negative Plane isimli grup bence gayet başarılı.

Canlı izlemek istediğin herhangi bir grup var mı?
Genel olarak mı? Sanırım izlemek istediğim birçok grubu izledim. İzlemek istemediklerimi de izledim. (Bilmiyordum/izlemek istemedim). Sürekli festivallerde çalarken bizimle birlikte birçok grup çalıyor bu yüzden sürekli izlemek istediğim grupları yakalayabiliyorum. Bu yıl Hellfest'de ZZ Top'ı izlemek için sabırsızlanıyorum. Onları daha önce hiç canlı izlemedim. Onları ilk duyduğumda 80'ler ile (eliminator/afterburner albümleriyle) duydum fakat sonra 70'lerdeki işlerini keşfettim ve çok daha iyiydi. Whisplash'ı da tekrar izlemek isterim. Birkaç yıl önce ilk kez izlemiştim ve şaşırtıcı şekilde iyiydiler.

Şu anda yeni bir albüm veya proje üzerinde çalışıyor musunuz?
Evet,3 grupla birden. Henüz stüdyo veya başka birşey ayarlanmadı aslında. Bakalım ilk kim bitirecek. Sanırım Immortal olacak.

Röportaj için vakit ayırdığın için teşekkür ederim! Yıkmaya devam et! Umarım seni yakında ülkemizde görürüz! Skål!
Peki,defol! Bir daha benimle 'en sevdiğim renk ne?' ve 'akşam yemeğinde ne yedin?' soruları dışında bir röportaj yapma!


Yazar: HellishSinner
  • Currently 2.4/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Mevcut puan: 2.4/5 (Toplam 335 oy)


 




OHOL YEG & KARANLIK Röportajı  EDGEFLAME Röportajı  KRAANIUM Röportajı  ZİFİR Röportajı  YAŞRU Röportajı 


DEMONIK ''Rise From Chaos''   CROC NOIR  ''Mort''   DARK PHANTOM 'Nation of Dogs''   BLOODBATH ''The Arrow of Satan Is Drawn''   BRUTALITY ''Antecedent Offerings''   VENOM ''Storm the Gates''   GOAT RIPPER ''Vicious Structures of the Crucified''   OPIATE ''Havok Anthems''   EXILE ''Unveiling Insanity''   CHAOSHORDE ''Hordes Rising''   SOULFLY ''Ritual''   UNDOER ''Survival Is A Myth''   PHRENELITH ''Ornamented Dead Eyes''   MASTER ''Vindictive Miscreant''   INTESTINE AUTOPSY ''Parasitic Fertilization of Criminal Slamology   REVOCATION ''The Outer Ones''   HYPERDONTIA ''Nexus of Teeth''   CARNATION ''Chapel of Abhorrence''   KRISIUN ''Scourge of the Enthroned''   OHOL YEG/KARANLIK split'' We Despise the Crescent''   CEMETERY URN ''Barbaric Retribition''  


 

FacebookTwitterRssSitemize Link VerinİletişimBaşa Dön
Contents - Czell Labs&Solutions