BLACK OMEN RÖPORTAJI (Eylül 2016)


BLACK OMEN

Bataklık Fanzin'de Ahmet Finrod'un Eskişehir'li grup Black Omen ile yaptığı sohbeti sizlerle paylaşmak istedik. Katkılarından ötürü Ahmet'e ve Bataklık Fanzine Teşekkür Ederiz.

Hiç öyle merhaba sağ olun vs. moduna girmeden röportaja başlayalım ne dersiniz?
Direkt olaya dalmak mantıklı evet, alalım soruları.

Öncelikle saygın bir yeriniz olduğunuzdan şüphem yok. Albümler olsun yurt içi ve yurtdışı konserler olsun baya baya isminizi kabul ettirdiniz bu piyasada. Bunu nasıl sağladınız?
Grup kurulalı 15 yıl oldu ve geride 1 demo, 3 albüm, 50 civarı canlı performans bıraktık. Ayrıca kendi tarzlarında global başarıya sahip köklü gruplar olan Marduk ve Rotting Christ gibi gruplarla sahne aldık. Yerli ve yabancı birçok yere albümlerimizi, şarkılarımızı ulaştırdık. Müzikal olarak hem kendimize özgü bir renk oluşturmaya hem de çizgiyi bozmadan kendimizi geliştirmeye çalıştık. Her zaman bir önceki işimizden daha iyisini yapmaya çalıştık. Bütün bunları, imkansızlıklarla dolu böyle bir ülkede üstelik kendi underground kültürümüzün daha yoğun olduğu büyük şehirlerde değil, Eskişehir gibi bir yerde ve zamanımızın belki de sadece %1’ini müziğe, geri kalanını hayat mücadelesine, işe-güce harcamak zorunda kalarak yaptık. Bu saygınlığı hak ettiğimizi düşünüyorum.

İllaki grupta sound olarak olsun üyeler olsun zaman zaman revizeler olmuştur. Son durum ne şekilde?
Sound olarak kendimizi geliştirdiğimizi düşünüyorum. Her geçen gün üzerinde daha da uğraşılmış, zaman ve emek harcanmış bestelere imza attık diyebiliriz.

Şu anda kadro şu şekilde:
Serkan Kaya – Gitar
Onur Özçelik – Davul
Tolga Uz – Klavye
Karahan Karaoğlu – Vokal
Ali Fatih Çimenler – Bas

Ayrıca gitarist Baran Akalın da canlı performanslar haricinde grubun beste anlamında bir parçası durumunda.

Türkiye'de Black Metal icra etmek gerçekten sıkıntılı bir iş. Karşılaştığınız sıkıntılar nelerdir ve nasıl başa çıkıyorsunuz?
Yaptığımız tarz tam olarak black metal olmasa da karşılaşılan sıkıntılar anlamında bunun bir önemi yok. Öncelikle, bu tarz müziğe destek verenlerin sayısının az olduğu bir ülkede olduğumuz için yeteri sayıda ve teknik kalitede konser olmaması büyük bir sorun. Dünyada sizinle aynı tarzda müzik yapan gruplarla benzer kalitede besteler yapıyorsunuz ama bu besteleri dinleyiciye sunmak için konserlerde tatmin edici ekipman-ses sistemi- diğer sahne özellikleri vb.’den yoksun bir ülkedeyiz. Ayrıca albüm kayıtları ve prodüksiyon için yabancı gruplar 20bin-30bin Eurolar harcayabiliyorken bizim ülkemizde iyi bir şirketin veya sponsorun yoksa ya da birikmiş paran yoksa 2-3 bin Euro’ya kayıt yapıyorsun. Haliyle çok şaşaalı bir prodüksiyon beklememek lazım. Burada sorun prodüktörler de değil yanlış anlaşılmasın, gerçekten ellerinden geleni yapıyor onlar ama çok daha gelişmiş teknolojilere ihtiyacımız var ülke olarak. Bir diğer sıkıntımız da İstanbul piyasasına uzak olmak. Festivallere başvuru yapmamıza rağmen bize pek şans verilmiyor, genel olarak İstanbullu grupların sahne aldığını görüyoruz festivallerde yerli grup olarak. Tabi tarz yüzünden de olabilir bu ama İstanbul’da bizi büyük bir sahnede görmek isteyen çok sayıda dinleyicimiz olduğunu biliyorum. Albümlerimiz de en çok orada satılıyor. Dolayısıyla 1 – Türkiye’desin, 2 – Eskişehir’desin, 3 – Metal müzik içinde de ülkede az dinlenilen bir tarz yapıyorsun, 4 – İş-güç derken müziğe çok az zaman ayırabiliyorsun, 5 – Sponsorun, menajerin, firman yok, 6 – Şu anda grup elemanları 4 farklı şehirde yaşıyor. Şu şartlarda hala bir şey yapabiliyor ve “devam” diyebiliyorsak Black Omen’ın hayatımızda ne kadar önemli bir yeri olduğunun göstergesidir. İskandinav bir grup olsaydık eminim Dimmu Borgır’la, Emperor’la kıyaslanacak seviyede olabilirdik. İmkanlar elverdiği için daha da kendimizi geliştirebilir, daha da iyi prodüksiyonlarla daha hit albümler üretebilirdik. Yine de her yeni işimizde bir öncekinin üzerine koyarak devam edeceğiz.

Konsept olarak size ilham veren değerler nelerdir. Felsefeniz hakkında biraz konuşabilir miyiz?
Grubun ilk zamanlarında gotik konseptler, ayrıca hüzün ve yalnızlık gibi depresif konular ilgimizi çekiyordu. Daha sonra bunlara ek olarak mitoloji, tarih, fantastik öyküler, kaos ve yıkım, ölüm, insanın yalnızlığı ve varoluşçuluk, nefret gibi birçok konuda söz yazdık. Dolayısıyla Black – doom –gothic gruplarından, edebiyatın karanlık yönünden, doğadan, insan psikolojisinden, egzistansiyalist felsefeden ilham aldık diyebiliriz.

Müzikal gelişiminizi nasıl değerlendirebilirsiniz?
Önceleri daha athmospheric black diyebileceğimiz bir çizgiyle başladık. Daha sonra “Sinphony” albümünde bunun üzerine biraz daha uğraşılmış ve kaotik besteler ve daha çok sesli bir altyapıyla symphonic black metal diyebileceğimiz bir tarza yöneldik. 3. Albümümüz “Psytanalysis”de ise çift gitarla birlikte daha olgun ve melodilerin gitar üzerine de yıkıldığı, klavyenin biraz daha geriye çekildiği bir soundla dark metale doğru kaydık diyebilirim. Yine de belli bir çizgiden sapmadan ibreyi hafifçe sağa sola oynatarak söz konusu tarzlar içinde bir yerlerde kaldığımızı söylemek mümkün.

Türev olarak ele alırsak Black Omen'i salt Black Metal olarak adlandırabilir miyiz? Veya diğer türevlerle etkileşimi şarkılara, albümlere nasıl yansıyor?
Bir önceki soruda da bahsettim aslında ama Black Omen’i salt black metal olarak tabi ki ele alamayız. Söylediğin tanımdan Gorgoroth, Urgehal, Mayhem gibi grupları anlıyorum ben ve bizim soundumuzun bu tarzla pek alakası yok. Biz daha çok, türün öncüleri olan ilk kuşak black metal grupları Bathory ve Celtic Frost tarzı ile üçüncü kuşak senfonik- melodik gruplar Dimmu Borgir, Emperor gibi gruplardan; bunun yanında da bazı doom ve gothic metal gruplarından etkilendik diyebilirim. Yani bizim tarzımıza dark metal veya melodik black metal ne dersen de black-doom-gotik karışımı olarak değerlendirebilirsin. Tabi bu karışımı kullanırken de bolca kendimizden orijinallik katmak ve grubun kendine özgü bir soundu olmasını sağlamak istedik, bunun için uğraştık.

Aynı sahneyi paylaşmak istediğiniz bir grup var mı?
Marduk ve Rotting Christ aynı sahneyi paylaşmak istediğimiz ve paylaştığımız gruplar oldu. Onun dışında şahsen ben Triptykon, Venom, Dimmu Borgır ve dağılmasalardı Celtic Frost ve Emperor’la sahne almak isterdim.

Önümüzdeki günlerdeki projeleriniz nelerdir?
Sayısı azalsa da konserlere devam etmek istiyoruz. Onun dışında yeni bestelere başlama aşamasındayız. Şu an için tarih veremeyiz ama mutlaka yeni bir Black Omen ürünü gelecektir önümüzdeki zamanda.

Teşekkür ederim bu samimi söyleşi için son olarak neler söylemek istersiniz dinleyicilerinize ve okurlarımıza?
Biz teşekkür ederiz derginizde bu söyleşiye yer verdiğiniz için. Grubun sadık dinleyicilerine ve derginizin okuyucularına selamlar. Gruba ulaşmak için aşağıdaki linkleri kullanabilirsiniz. Karanlık kalın.

Mail:
blackomenturkey@gmail.com
Facebook: www.facebook.com/blackomenturkey - www.facebook.com/groups/blackomenturkey


Yazar: Ahmet (Bataklık Fanzin)
  • Currently 2.9/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Mevcut puan: 2.9/5 (Toplam 135 oy)


 




CARNOPHAGE Röportajı  SUICIDE Röportajı  DORNENREICH Röportajı  BLACK OMEN Röportajı  TANKARD Röportajı 


Wolves Den '' Deus Vult''   BETRAYAL ''Infinite Circles''   SLECHTVALK ''Where Wandering Shadows and Mist Collide''   IMMOLATION ''Atonement''   DEFEATED SANITY ''Disposal of the Dead -Dharmata''   WITCHERY ''In His Infernal Majesty's Service''   BEATING DEAD MEAT ''With Full Force''   STEEL MESSIAH ''Of Laser and Lightning''   HAIDUK ''Demonicon''   ESCATOLOGY ''Blasphemous Godhead''   AL NAMROOD ''Diaji Al Joor''   ARIES VEHEMENS''Decade of Necrosodomy''   DAKHMA ''Passageways to Daena (The Concomitant Blessings of Putrescing Impurity)''   ETERITUS ''Following the Ancient Path''   SERPENT SPELLS''Mantras Within Ascending Fire''   PYROMANCER ''Demo MMXV''   DARK FUNERAL ''Where Shadows Forever Reign''   URGEHAL ''Aeons in Sodom''   SURTUR ''Descendant of Time''   IDOLATRY ''Visions From the Throne of Eyes''   DESTROYER666 ''Wildfire''  


 

BlogFacebookLast FmTwitterRssSitemize Link VerinİletişimBaşa Dön
Contents - Czell Labs&Solutions